İyi Bir Sürücü Nasıl Olmalıdır?

İyi Bir Sürücü Nasıl Olmalıdır? Emniyet Genel Müdürlüğünü Resmi İnternet Web sayfasından alını bilgiye göre iyi bir sürüde bulunması gereken özellikler şöyledir:

İyi Bir Sürücüde Bulunması Gereken Nitelikler

Bu kısımda; güvenli bir sürüş için sürücüde bulunması gereken niteliklerden söz edilecektir.

Eğer trafik kurallarının mantığı anlaşılır ve yeterince alıştırma yapılırsa herkes iyi bir sürücü olabilir.

Her insan davranışlarında olduğu gibi iyi bir sürücüde de üç özellik bulunmaktadır. Bunlar;

• Bilgi,
• Beceri,
• Tavır (Mesleki tutum ve iş alışkanlığı)

(Önce üçünü göster, sonra beceri ve tavır kelimelerin üzerini kapat)
Bir çoğumuz satın aldığımız aracın donanımı ve sürüş özelliklerine ilişkin “EL KİTABI” nı okumayız. Yine bir çoğumuz, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğini okumayız. Oysa, TV izlerken ya da boş zamanlarımızda mesleğimizle ilgili kitapları okumaya zaman ayırırsak, eminiz ki karayollarımız çok daha güvenli olabilecek.

İyi bir sürücünün öncelikle, trafiği oluşturan insan ve araçların karayolları üzerindeki hareketini düzenleyen, Karayolları Trafik Kanunu’nu iyi öğrenmesi gerekmektedir. Trafik kuralları olmasaydı, şehirlerarası karayollarında ya da cadde ve sokaklarımızda neler olurdu?

Peki kurallara uymadığımızda karşımıza bu denli sorunlar çıktığına göre bu sorunların önüne geçecek trafik kural bilincine kaçımız sahip? Onların gerekli olduğuna kaçımız inanıyoruz?

İşte bu yüzden “Trafik Kural Bilgisi” trafik güvenliğinin birinci basamağıdır. Bu da, çok çalışmak ve öğrenmek isteği ile başlar.

İnsan davranışlarındaki ikinci özellik ise beceridir. (Yansı da becerinin üzerini aç) Beceriyi, “Pratik” olarak tanımlayabiliriz. Trafik ortamında beceri, aracı iyi ve güvenli bir şekilde kullanmaktır. Bir sürücünün becerisi, aracını kullandığı karayolu kesimindeki sürücü sayısıyla doğru orantılıdır. Örneğin, büyük kentlerdeki sürücüler, küçük kentteki sürücülere kıyasla daha çok riskle karşılaştıklarından, daha fazla beceriye sahiptirler.

Sürücüler tecrübe kazandıkça daha iyi araç kullanmaya başlarlar. Nitekim; istatistiklerimiz, tecrübeli sürücülerin daha az kaza yaptıklarını doğrulamaktadır. Elbette, bunun bir çok nedeni vardır. Bilgi ve beceriyi bütünleştiren tecrübeli sürücü uzun yılların verdiği bir alışkanlıkla bir tavır geliştirmiştir. Başka bir deyişle mesleki bir tutuma ve iş alışkanlığına sahip olmuştur. Elbette ki bu alışkanlık, trafik kurallarının gerektirdiği bir davranıştır. Bu bir meslek disiplinidir. Şimdi, bu konu üzerinde tartışalım.

İşte, en büyük problemimiz budur. Güvenli ya da güvensiz sürücülük; kurallara uymak ya da uymamak; aracınızdan çevreyi kirletecek maddeler atmak ya da atmama; yüksek sesli müzik çalmak ya da çalmamak gibi olumlu ve olumsuz tüm davranışlar bu gruba girer. Araç kullanmanın önemi ve tehlikeleri hepsi, bu özellik içerisinedir. Bakınız ;

Trafik kazalarında her yıl yaşamını yitiren 7.000 civarında insanımızı konuşturabilseydik, bizlere ne gibi öğütler verirlerdi acaba ?

Güvenli Bir Sürüş İçin Yapılması Gereken Diğer Hususlar

Bu kısımda, daha önce tartıştıklarımıza ilave olarak güvenli bir sürücülük için sürücüde bulunması gerekli bilgi, beceri ve tutum ya da tavırların neler olduğundan söz edeceğiz.

Sizlere sorulduğu zaman, daima güvenli bir sürüş için kurallara uyduğunuzu söylersiniz. Öyle mi? Bakalım, ne derecede kurallara uyuyorsunuz.

Biz sürücüler ne kadar doğru davranışlar sahibi olursak olalım, bunları koordineli ve uyum içerisinde yapamıyor isek ne kadar başarılı olabiliriz ki...

Peki bu koordinasyon ve uyumu nasıl sağlayacağız.

Trafikte, mükemmel bir kural bilgisine sahip olmalıyız. Burada bilinen, ancak uygulanmayan bir bilgiden söz etmemekteyiz. Trafik kural bilgisine her sürücü sahip olacak ve bunu uygulayacaktır.

Kara yollarımızdaki trafik güvenliğinin ilk ve önemli kuralı budur.

Bildiğiniz trafik kurallarını, doğru zaman ve yerde uygulayabilmek için trafiğe konsantre olmalısınız. Gereksinim duyduğunuzda kuralı uygulayamamış iseniz, bunun size bir yararı olduğu söylenemez.

Trafiğe konsantre olun. Nereden hangi tehlikenin geleceğini sürekli düşünün. Tehlikeye düşüp kurtulma yolları aramaktansa girmeden önlem almak veya riskli davranışı yapmamak her zaman tercihimiz olmalıdır.
Araç kullanmak, hatta yolda yürümek bile çok önemli ve hayati kararlar almanızı gerektirir. Ancak bu kararları almadan önce yola veya yürüyüşe konsantre olmuş iseniz, doğru zaman ve yerde, doğru kararı alarak uygulayabilirsiniz.

Evet, trafikte bir harekete başlamadan önce, iyi düşünmeli ve doğru karar vermeliyiz. Bir kavşağa yaklaşıyorsunuz veya bir geçiş yapacaksınız, karşılaşabileceğiniz riskleri düşünün, bunlardan nasıl kurtulabileceğinizin planını yapın ve doğru kararınızı uygulayın.

Trafik, tereddüdü affetmez. Düşünün, hızınız 90 km/h ise, saniyede yaklaşık 25 metre yol alırsınız. Tereddüt ederseniz kaç metre yol alacağınızı ve yaşayacağınız riskleri, siz düşünün.

Seyahate başlamadan önce, mutlaka bir “Sürüş Planı” yapın. Seyahatiniz nerede başlayacak, nereye ve hangi yolları kullanarak gideceksiniz, nerelerden dönüş yapacaksınız, dönüş için hangi kavşaklarda sağa yanaşacaksınız, tüm bu planlarınızı yapınız.

Sürüş planlarınızı, araç kullanırken yapmamaya özen gösterin. Aksi taktirde, yola konsantrasyonunuz bozulur, yol ve çevresindeki araç ve insan hareketliliğini göremezsiniz. Riskleri zamanında algılayamazsınız.

Sürüş planı, yol koşullarını önceden tahmin etmek, kendimizin ve diğer sürücülerin güvenliğini tehlikeye düşürmemek için, önceden belirlenmiş hareketleri kurallara uygun biçimde ve zincirleme yapmayı kapsamaktadır.

(Yansı-5/a)
Takip mesafesine dikkat edin. Normal hava ve yol koşullarında, bu mesafenin hızınızın yarısı kadar metre olduğunu asla unutmayın. Ancak sis, yağmur, gece vb. olumsuz hava koşulları ile iniş eğimli, mıcır kaplı, stabilize, ıslak, karlı, buzlu vb. yollarda önünüzdeki aracı daha uzaktan takip edin.

Baştan beri altını çizerek açıklamaya çalıştığım gibi, düşünerek ve seyahat planınıza göre aracınızı sürün. Takip etmekte olduğunuz aracı geçmek istediğinizde, manevranızın kurallara uygun olup-olmadığını, kurala uygun olmakla birlikte aracınızın performansının geçme yapıp-yapmamaya yeterli olup-olmadığını, görüşün sollama için yeterli mesafe kadar yeterli olduğunu görün.

Birbirlerine yakın hızlarda gitmekte olan araçtan, arkadakinin geçişi için, uzun bir mesafeye ve biraz daha hıza gereksinimi bulunduğunu unutmayın.

Aracınızın yol tipine göre tanınan yasal hızların azami hadler olduğunu akıldan çıkarmamalısınız. Hızınızı; yüke, hava, yol ve trafik durumu ile aracınızın performansı ve lastiklerinizin durumuna göre ayarlamanız gerektiğini asla unutmayın.

Azami hız limitlerine, biraz önce açıkladığım koşulların izin vermesi halinde çıkın. Kötü hava ve yol koşulları ile yoğun bir yaya ve araç trafiğinin bulunduğu ortamlarda hızınızı mutlaka düşürün. Aksi taktirde, durmak için gereksinim duyacağınız mesafe çok daha uzun olacaktır. Örneğin; kuru, asfalt ve düz bir karayolunda standart yük ve araçla, 90 km/h hızda 73 m. mesafede durabilirken, yine standart yüklü bir araçla aynı yolda ve aynı hızda, bu defa ıslak bir zeminde ancak 110 m.de durabileceksiniz. Aracınızın frenlerinin ABS sistemine sahip olması, durmak için gereksinim duyacağınız 110 metrelik mesafeyi asla kısaltmayacaktır.

(Yansı-5/b)
Aracınızın motor sesi başta olmak üzere, dönen tüm parçalarını dinleyin. Motoru dinlemek size aracınızın performansı ile ilgili ipuçları verecektir. Bir geçiş sırasında aracınızın zorlanıp zorlanmadığını, benzer durumlarda aracınıza güvenip-güvenmemenizi bu sesler, size anlatacaktır.

Motora, kapasitesi üzerinde yüklenmeniz, tehlikeli durumdan kurtulmak için gaz pedalına aşırı basmanız, motordan alışageldiğiniz sesten çok yüksek bir gürültünün duyulmasına neden olacaktır. Bu ses size aracınızı benzer tehlikelerde sizi kurtarmaya yetecek güçte olmadığını kanıtlamaktadır.
Araç kullanırken niyetinizi diğer sürücü ve yayalara ifade ederseniz veya etmezseniz ne olur ? Hiç düşündünüz mü? (5 saniye bekle)

Eminim hepiniz aynı şeyi düşünüyorsunuz. Niyetimizi diğer yol kullanıcılara ifade edemezsek, %100 haksız olacağımız bir kazaya neden olabiliriz. Eğer hızımız da fazla ise, ya ölürüz ya da çok şiddetli darbe nedeniyle acılar yaşarız, sakat kalırız. Trafikteki diğer ortaklarımıza da benzer acılar yaşatırız. Buna hakkımız olmadığını hepimiz biliyoruz.

Böylesine büyük bir riskten kurtulmak için, sadece bir parmak hareketi yapmalıyız. Yani sinyallere dokunmalıyız.

Toplumsal yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi, trafikte de saygılı ve hoş görülü olun. Bu, size hiçbir şey kaybettirmeyeceği gibi çok şey kazandıracaktır.

Kavşağın diğer kolundaki bir sürücü, yasa gereği ilk geçiş hakkını size vermedi. Ancak, sizde yol hakkı kendinizde olduğu için ısrarla kavşağa girdiniz ve bir noktada duramayarak çarpıştınız. Evet, bu durumda haklısınız. Ancak, aracı hasara uğramış, vücudu yaralanmış belki de ölü bir haklı adam.

Araç kullanırken haksız olup olmamaktan daha önemli olan bir kazanın oluşumunu önleyebilmiş olup-olmamaktır. Haklı ama zarar görmüş olmaktansa, haksız ama hasarsız olmayı hepimiz tercih etmeliyiz. Bu bakımdan, trafikte sürekli ısrarcı bir davranışa sahip olmak, çok büyük tehlikelerin etrafınızda dolaşmasına neden olabilir.

Sonuç olarak, trafiğin bir ortaklık ve hoşgörü ortamı olduğunu unutmamalıyız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi